DOLAR: 3.87 TL
EURO: 4.56 TL

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs) ve Tedavi Yöntemleri

3 yıl önce
4.264 kez görüntülendi

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs) ve Tedavi Yöntemleri
300

Kıl dönmesi denen hastalık insanların düşmanıma bile vermesin diyebileceği türden bir hastalıktır. Bunu yaşamış biri olarak aslında hiçte korkulacak bir ameliyat değil.. Önce benim yaşadığım süreci anlatıp sizlerin biraz daha rahatlamasını sağlamak istiyorum.

Hastalık Süreci, Ameliyat ve Sonrası

İlk farketmeme sebep olan şey otururken baya bir ağrı hissetmem oldu. Özellikle uzun oturmalarımda kalçamda baya bir ağrı hissediyordum. Gün geçtikçe ağrıda artıyordu. En sonunda dayanamayıp doktora gittim ve kıl dönmesi olduğudu öğrendim. Doktorumun söylediğine göre tek çözüm ameliyattı. Fakat internetteki ameliyat görüntülerini izledikten sonra gözüm feci korktu ve ameliyatı sürekli erteledim. Hatta bu erteleme 3-4  yıl sürdü diyebilirim. En sonunda biraz akıntı da başlayınca kesinlikle ameliyat olmam gerektiğine kadar verdim

Doktora gittim ve ameliyat günü verdi. Ameliyatta flap ( kaydırma) yöntemini kullanacağını ve dikişli ameliyat yapacağını anlattı. Tekrarlama riski en az olan ameliyatlardan biriymiş. Bir kağıt üzerinde çizerek nasıl bir ameliyat yapacağını da güzel bir şekilde anlattı. Açıkçası doktorumun konuşmaları da beni çok rahatlatmıştı. Sadece 1 gece hastanede yatmam gerektiğini söyledi o da kontrol amacı ile. Sonra gittim kan tahlillerimi yaptırdım . Ekg çekildi ve anestezi uzmanına göründüm.

kil_donmesi-300x195

Ameliyattan bir gün önce gece 12 den sonra hiçbir şey yemedim ve sabah hastaneye gittim. Önce kayıtlarım yapıldı ve odam belirlendi. Sonra odamda ameliyat sıramı beklemeye başladım.  Ameliyat sıram geldiğinde ameliyat önlüğümü giydim ve damar yolu açıldı sonra hemşire ile beraber yürüyerek ameliyathaneye gittik. Ben epidural anesteziyi seçtim doktorumda bunu önerdi. Yani belden aşağısı uyutulacaktı ve ameliyat boyunca ayık olacaktım. Ameliyat masasına oturdum ve damar yoluna serum takıldı bu arada seruma 1-2 iğne yapıldı sanırım insanı biraz rahatlatan ve cesaret veren iğneler.Vücuduma kalp ritmimi takip etmek için aletler takıldı ve kolumada tansiyon aleti takıldı. Ameliyat boyunca bunların dıt dıt sesini duyacaksınız. Sonra belden aşağımın uyutulması için anestezi uzmanı geldi ve masada biraz önde doğru eğilip kamburumu çıkartmamı istedi. Omurlarımın açılması ve iğneyi yapabilmesi için. Sonra yanlış hatırlamıyorsam belime 3 iğne yaptı . Genelde bu iğnenin ağrısından korkuyormuş insanlar. Ama inanın ilk 2 iğneyi hissetmedim bile 3. iğne ise normal iğne kadar acıttı.

Sonra birkaç dakika içince bacaklarım ısınmaya başladı ve sonrasında tamamen hissizleşti. Odadakilerin yardımı ile yüz üstü yattım ve doktor gelip kesmeye başladı bu arada ben hemşire ile sohbet ediyordum. Hiçbir şey hissetmedim kesinlikle. Zaman nasıl geçti onu bile anlamıyorsunuz. Ben hemşire ile sohbet ederken ne durumda ameliyat diye sordum. Aldığım cevap ise bitti bile şu anda dikiyorlar oldu. Zaman nasıl geçmişti anlamadım bile. Hiçbir şey okadar korktuğum gibi değildi. Herşey sorunsuz, ağrısız ve basitçe ilerliyordu. Dikişte bittikten sonra beni bir bekleme odasına aldılar. Orada 10-15 dakika kadar bekletiyorlar. Kalp atışını ve tansiyonunuzu takip ediyorlar. Sonra sedye ile odama alındım.

Doktorumun tavsiyesi ile ben direk sırt üzeri yattım. Yaranın daha iyi oturması için bunu önerdi. Yaklaşık 6 saat sürdü bacaklarımın uyuşukluğunun gitmesi. Bu arada en büyük problemi tuvalete çıkamamakta yaşıyorsunuz. Çünkü en az 3-4 tane serum yiyorsunuz ve kaslarınız uyuştuğu için çişinizi yapmanız çok zor oluyor. Ben saatlerce yapamamıştım. Artık tam sonda takalım dediklerinde büyük bir azimle yapmıştım ve büyük bir rahatlama hissetmiştim :).

Kısaca genelde korkulan şeylere cevap vermem gerekirse.

* Sonda takılmadı.
* Lavman yapılmadı.
* Belden aşağı uyutuldu
* Bele vurulan anestezi iğneleri sinek ısırığını geçmeyecek derecede.
* Belden iğne vuruluyorsunuz diye felç olma riski yok.
* Yaranın üzerine yatabiliyorsunuz. Tabi ki çok zorlamadan.
* Dikkatli olursanız yaranızı germemeye özen gösterirseniz dikişlere hiç birşey olmuyor.
* Klozet kullamak daha rahat oluyor.
* Diren takılmadı.
* 7 gün pansumana gittim. 11. gün dikişler alındı ve 12. gün duş alabildim.
* Ameliyat günü bile ayağa kalkıp yürüyebilirsiniz. Ama uzun süreli değil.
* İstediğim her şeyi yiyebildim.
* Ameliyat sırasında ve sonrasında yara iyileşene kadar neredeyse hiç ağrı yaşamadım.

Bence sizlerde geciktirmeden ve korkmadan ameliyatınızı olun. Şu anda ameliyat olalı tam 2 ay oldu ve inanılmaz rahatım.Yara tamamen kapandı istediğim her şeyi yapabiliyorum. Korkulacak zerre kadar bile bir şey yok. Unutmayın geciktirdikçe daha kötü.

kil_donmesi1

Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi) Nedir?
Pilonidal sinüs, kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında bir kavite (boşluk,kist) gelişimidir. Pilonidal’in literaratürdeki anlamı ”kıl yuvasıdır”. Çünkü kavitede, kist içinde sıklıkla kıl bulunur. Pilonidal sinüs hastalığı (PS) en sık sakrokoksigeal (kuyruk sokumu) bölgede görülür. Geçmişte konjenital (doğuştan gelen) olduğu düşünülmüşse de artık edinsel bir deri hastalığı olduğu kabul edilmektedir.

Kimlerde daha sık görülür?
Erkeklerde, 40 yaşın altında ve özellikle şoför, asker ve öğrenci gibi meslek gruplarında daha sık görülmesi hastalığın hormonal yatkınlığın yanı sıra kıl yoğunluğu ve lokal mikrotravma gibi faktörlerin de katkısıyla geliştiği hipotezini desteklemektedir. Vücudun diğer kıvrım yerlerinde, örneğin aksillada (koltuk altı), inguinal (kasık) bölgede, umbilikusta (göbekte), boyunda ve hatta parmak aralarında da görülüyor olması lokal mikrotravma faktörünü ön plana çıkarmaktadır. Hastalığa erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Ancak kadınlarda da görülmektedir.

Nasıl oluşur?
Kıl dönmesi hastalığını kolaylaştıran bazı faktörler mevcuttur. Bunlar :

  • Vücut kıllarının ve günlük dökülen kıl miktarının fazla olması
  • Kalçalar arasındaki yarığın (natal kleftin) dar ve derin olması sonucu kıllara uygulanan emme kuvvetinin artmasıyla dökülen kılların dar ve derin olukta uzun süre beklemesi
  • Derinin uzun süre nemli kalmasının kılların batmasını kolaylaştırması
  • Kalçalar arasındaki yarıkta çatlak ya da nedbe dokusunun olması
  • Uzun süre oturarak çalışmaya bağlı olarak burada biriken kılların devamlı olarak bu bölgede yaralanmaya (travmaya) neden olması
  • Kötü hijyen; uzun sure bu bölgenin yeterince temizlenmemesidir.

Meslek gereği uzun süreli oturur durumda kalan kişilerde intergluteal sulkus (ya da diğer bir ifadeyle natal yarık -natal cleft- kabaca iki kalça arasında kalan bölge) sürekli havasız ve nemli kalmakta, bu bölgede negatif basınç oluşmakta ve en önemlisi kişi oturma biçiminde küçük değişiklikler yaptığında yahut şoförlerde olduğu üzere küçük sarsıntılarla kronik mikrotravmaya maruz kalmaktadır. Bu ortam ilk aşamada kuyruk sokumu bölgesindeki hücrelerinin dökülmesine bilahare bu bölgenin tahrişine ve sonuçta nemli artıkların kıl follikülerinin (yuvalarının) ağızlarını tıkamasına yol açmaktadır. Ağzı kapanan kıl follikülerinin içinde mikro apse gelişmesi eğer kişisel hijyen şartları kötüyse (yani kişi sık yıkanmıyorsa) kaçınılmaz bir sonuçtur.

Akut mikro apseler çoğu kez hasta tarafından fark edilmeden tekrarlar durur ve zaman içerisinde kronikleşir. Bu akut ya da kronik apselere dökülen kılların girmesi mikro odağın giderek milimetrik ve zamanla makro boyutlara gelmesine yol açar. Apse artık deri sınırlarını aşar ve bakterilerin de üremesi için elverişli bir ortama sahip olan deri altı yağ dokusu içerisinde ilerlemeye başlar. Kronik PS’te çok sık görülen birden çok sayıdaki ağızların ve deri altı yağ dokusundaki içi kılla dolu keselerin gelişimi, yıllar içerisinde mevcut ortam koşullarının düzeltilmemesinin bir sonucudur. Kıllar hem kronik irritasyon hem de yabancı cisim reaksiyonu ile yara iyileşmesini engelleyerek hastalığın gelişiminde önemli bir rol oynarlar.

Hastalık kimi zaman tek bir sinüs (açıklık) olarak semptom vermeksizin, fark edilmeden yıllarca kalırken kimi zaman akut apse ile kendini belli eder. Ağrı ve şişlik hissi vardır. Hastaların çoğu bunu basit bir “sivilce” sanır. Bu apselerin büyük kısmı spontan düzelirken bir kısmı hastayı hekime yönlendirecek kadar belirgin olabilir. Bir kısım PS’ler ise akut apse oluşumunun daha silik atlatarak kronik akıntı ile kendini belli eder. Bu hastalarda kaçınılmaz olarak daha kompleks sinüs ve fistül traktları ile karşılaşılır.

Kıl dönmesi hastalığının nasıl olduğu hakkında tüm tıbbi kurulların onayladığı son bilimsel görüşe göre; baş,ense ve sırttan dökülen kılların kalçanın arasına sıkışıp yürürken oluşan sürtünme hareketiyle matkap ucu gibi cildi delerek cilt altına girip orada yumak oluşturmasıdır.Bu alanda görülmesinin bir sebebi de 30 yaşına kadar bu bölge cildinin orta hatta zayıf olmasıdır. Yapılan incelemede bölgeden çıkan kılların o bölgeye ait olmadığı ve daha yukarıdan döküldüğünü göstermiştir.Yine mikroskobik düzeyde yapılan incelemelerde hiç kıl köküne(kıl follikülü) rastlanmamıştır. Kalça yapısı sebebiyle kilolu insanlarda daha sık görülür. .

Belirtileri nelerdir?
Hastalık kendisini iki şekilde belli edebilir; Pilonidal sinüs apsesi gelişir; kuyruk sokumu bölgesinde ağrılı, hassas, şişlik şeklinde kendini belli eder. Müdahale edilerek apsenin boşaltılması gerekir. Ya da hasta kuyruk sokumu bölgesinden aralıklı olarak akıntı (iltihap veya kana benzer kıvamda hafif kırmızı renkte) şikayeti ile başvurur.

Pilonidal sinüste kanser gelişme riski oldukça düşüktür ancak çok uzun süre tedavisiz kalan hastalarda çok nadir olarak kanser gelişebilir.

kil_batmasi1

Kıl dönmelerinin Grade’leri (dereceleri):

Grade 1: Kıl girişleri hiç fistül veya fibrotik kapsüllü kist veya apse oluşturmamış ise; 1-3 cm’lik orta hat üzerinde bir kaç kıl girişi ile sınırlı kalmış ise;

Grade 2: Kıl girişleri 3-6 cm orta hat üzerinde kalacak şekilde sorunsuz fistül (tralt,tünel) veya fibrotik kapsüllü kist oluşturmuş is;

Grade 3: Kıl girişleri 6 cm veya daha uzun orta hat üzerinde fistül veya enfekte kist(apse) oluşturmuş ,veya,orta hattın dışına,yanlara açılan 1-3 adet fistül(tünel) oluşturmuş ise;

Grade 4: Kıl girişleri 7 cm’den daha uzun bir orta hat üzerinde,anusün ön tarafına geçmeyecek şekilde fistül ,ciltte sert ödem ve fibrötik doku artışı ,kronik apseler veya pis kokulu akıntılar veya latera açılan 4 ve daha fazla fistül oluşturmuş,ancak olay cilt altında kalmış ise Grade 4 pilonidal sinüs hastalığı oluşmuş demektir.

Grade 5: Hastalık bu sınırların ötesine geçmiş;örneğin bir gluteanın dış kadranlarına ,derin presakral fasianın altına,kemik dokulara veya daha derine,veya anüsün ön tarafına,skrotuma, pubik bölgeye,veya anorektal yapıların lümenine veya pelvik kavite içine ilerlemiş,veya epidermoid kanser oluşturmuş ise,bunlara artık Grade 5 pilonidsal sinüs demek gerekir.

Hikayesi 5-7 yıl veya daha öncesine dayanan hastalarda,zaman içinde,özellikle genişlemiş girişi, hem multiple (çok sayıda) lateral(yan) çıkışlar, yani fistüller (iki ucu açık tüneller, traktlar) oluşturmuş ve artık Grade 4 veya 5 derecesine gelmiş vakalarda,kıl girişleri, zamanla doğal bir süreci sonucu, bir kaç cm içeriye kadar, granılasyon dokusu yerine tabi cilt hücreleri ile döşenir ve kalıcı, tabii delikler ve tüneller oluşur.

Hastalığın ilginç olarak %82 vakada koksiks(kuyruk kemiği) önünden başlayarak proksimal(yukarı) yönde ilerlediğini;yine ilginç olarak %78 vakada sol gluteus tarafından dışa açılıp fitülize olduğunu ; %30 kadarında da fistülize olmayıp tipik kist dermoid sakral tanımına uygun olarak içi kıl dolu kist şeklinde kaldığı görülmektedir.

Tedavi

Apse varlığında lokal veya tercihen genel anestezi altında apsenin boşaltılması, antibiyotik tedavisi hastalığının akut döneminin geçirilmesi sağlanır. Apse olmayan kronik akıntılı veya semptomu olmayan pilonidal sinüslere ise en etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Cerrahi dışı uygulanan yöntemler (fenol enjeksiyonu vb) yöntemler çok az bir hasta grubu için uygun ve başarı şansları genelde düşük yöntemlerdir.

Cerrahi tedavide ise gerek lokal, gerek genel anestezi altında yapılan birkaç ameliyat tipi mevcuttur. Ameliyatlarda yapılan temel yaklaşım sinüs kavitesi veya kavitelerini çıkarmak şeklindedir. Ameliyat sonrası oluşan boşluğun kapatılıp kapatılmamasına göre ameliyat tipleri değişmektedir. Kabaca iki ana başlık altında toplanabilir.

Kıl Dönmesi Ameliyat Çeşitler:

Flap yöntemi
Genel olarak orta hattaki kıl dönmesini çıkarıp yerine yanlardan daha dayanıklı kılsız bir cilt parçasını getirip dikme işlemini içerir.Kıl dönmesi çıkarıldıktan sonra oluşan boşluğa yan taraftan cilt,cilt altı ve kasın zarını içeren bir parça dil şeklinde kökü vücuda bağlı olarak getirilip dikilir.En büyük üstünlüğü tekrarı diğer ameliyatlara oranla daha azdır.Getirilen parçanın şekline yada tarif eden cerrah yada kliniğin adına göre limberg,rhomboid,eliptik,karydakis,modifiye limberg,V-Y flap,Z plasti gibi çeşitli isimler verilmiştir. Küçük ayrıntılar dışında etki ve yan etki konusunda ciddi farkları yoktur.

kildonmesi_flap-ameliyat

AVANTAJLARI:

* Tekrarlama ihtimali düşüktür(% 1- 8 ) (çok değişken sonuçlar verilmektedir)
* Gerginlik olmadığından daha az ağrılıdır (klasik ameliyata göre)

Kapalı pansumansız yöntem ( Asimetrik exizyon primer sütür )
7-8 yıldır uygulanan ve uygulama kolaylığı sebebiyle giderek yaygınlaşan bir tekniktir. Kıl dönmesinin olduğu alan vücudun tam ortasından değil de bir tarafa kaydırılarak yapılan kesiyle çıkarılır ve cilt karşı tarafa kaydırılarak derinden yüzeye doğru kat kat dikilir. Cilt dikişi estetik dikiş denen şekilde gizli konur bu sayede ameliyat bitiminde belirgin bir açıklık kalmaz. Ameliyat bitiminde konan pansuman ertesi gün alındığında yara kapanmış kabul edilir ve daha fazla yara bakımına ihtiyaç duyulmaz.

Açık bırakma tekniği
Kıl dönmesinin olduğu alan genişçe çıkarılır oluşan boşluk kendi haline dolmaya bırakılır.Boşluk alttan dolarken aynı anda ciltle kapanır bu süre zarfında rutin pansumanlar yapılır.Yeni oluşan cilt kılın batmasına karşı daha dirençli olduğundan tekrar kıl dönmesi olma ihtimali diğer ameliyatlardan azdır.

AVANTAJLARI:

* Ameliyatlar arasında en az tekrarlayan tedavi şekillerinden biridir ( % 5 )
* Cerrah açısından kolay uygulanan bir tekniktir.
* Diğer ameliyatlardan kısa sürer ( 20-25 dakika)
* Bölgesel uyuşturmayla yapılabilir.
* Hasta açık yara olmasına rağmen 4-10 günde işine dönebilir
* Her vakaya uygulanabilir.

DEZAVANTAJLARI:

* İş gücü kaybı fazladır
* 3-6 ay pansuman gerektirir
* Yataklı tedavi kurumu gerektirebilir.
* Ağrı fazladır.
* Geniş yara izi kalır.
* Yüzde yüze yakın ihtimalle iltihap gelişir ama genellikle ciddi sorun yaratmaz
* ltihaba bağlı aylarca akıntı ve koku olur.
* Ameliyat sonrası erken dönemde kanama olabilir.
* Ameliyat sonrası zorunlu yatış pozisyonu gerekir.

Yarı kapama tekniği
Kıl dönmesinin olduğu alan keserek çıkarılır oluşan boşluk yanlardaki cilt uç uca değil de zemine dikilir.Uç uca dikilmediği için açık kalır ama açık yönteme kıyasla daha küçük bir yara kalır.Çok tercih edilen bir yöntem değildir.

AVANTAJLARI:

* Cerrah açısından kolay uygulanan bir tekniktir.
* Diğer ameliyatlardan kısa sürer ( 20-25 dakika)
* Bölgesel uyuşturmayla yapılabilir.
* Hasta açık yara olmasına rağmen 4-10 günde işine dönebilir
* Her vakaya uygulanabilir.

DEZAVANTAJLARI:

* İş gücü kaybı fazladır
* 3-6 ay pansuman gerektirir
* Yataklı tedavi kurumu gerektirebilir.
* Ağrı fazladır.
* Geniş yara izi kalır.
* Yüzde yüze yakın ihtimalle iltihap gelişir ama genellikle ciddi sorun yaratmaz
* İltihaba bağlı aylarca akıntı ve koku olur.
* Ameliyat sonrası erken dönemde kanama olabilir.
* Ameliyat sonrası zorunlu yatış pozisyonu gerekir
* Tekrar etme yada hiç düzelmeme ihtimali % 10 kadardır

Klasik teknik
Uzun yıllardır yapılan bir ameliyattır.Kıl dönmesinin olduğu alan genişçe çıkarılır oluşan açıklık cilt uç uca gelecek şekilde kalın iplerle dikilir.Rutin pansumanlar sonrası 12-14.günlerde dikişler alınır.

AVANTAJLARI:

* Kolay uygulanan bir tekniktir.
* Ameliyat süresi kısadır(25-30 dakika).

DEZAVANTAJLARI:

* Tekrarlama ihtimali çok yüksektir % 30 (% 50 ye çıktığını yazan yayınlar mevcuttur)
* Narkoz gerektirir
* 2 Hafta pansuman ve bakım gerektirir
* 10-15 gün iş gücü kaybı olur
* Yataklı tedavi kurumu gerektirir.
* Ameliyatın sonrası ağrı çok fazladır giderek azalan şekilde 10-15 gün devam eder.
* Geniş yara izi kalır.
* Yüzde 10-15 enfeksiyon gelişebilir
* Ameliyat sonrası erken dönemde yara açılabilir.
* Ameliyat sonrası zorunlu yatış pozisyonu gerekir.

Kıl Dönmesi Ameliyat Videoları ( İzlememenizi öneririm. )

Her türlü sorunuzu sorabilirsiniz. Yorum bölümüne yazmanız yeterlidir. Elimden geldiği kadar bilgilendirmek isterim sizleri.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık
istanbul escort-