
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnanılmaz.Net &#124;Otopsi &#124;Videolar &#124; Resimler &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.inanilmaz.net/category/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inanilmaz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 12:45:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hepsi Gerçek ve Yaşanmış Korkunç Hikayeler</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/hepsi-gercek-ve-yasanmis-korkunc-hikayeler.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/hepsi-gercek-ve-yasanmis-korkunc-hikayeler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 21:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkunç hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=5181</guid>
		<description><![CDATA[Hepsi birbirinden ilginç ve hepsi birbirinden korkunç yaşanmış hikayeler. Bu hikayeleri farklı farklı sitelerden sizler için toparladım. Açıkçası okudukça içiniz ürperebilir ve korkabilirsiniz. Eğer böyle hikayelerden hemen etkilenen biri iseniz uzak durmanızı tavsiye ederim. Karabasanla İlk Tanışmam 19 yasima gelene kadar Karabasan&#8217;in ne adini ne de sanini duymustum. Taki o geceye kadar&#8230; Gece uzerimde hissettigim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2011/07/header_799_fear_3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5182" title="header_799_fear_3" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2011/07/header_799_fear_3.jpg" alt="" width="482" height="235" /></a></p>
<p>Hepsi birbirinden ilginç ve hepsi birbirinden korkunç yaşanmış hikayeler. Bu hikayeleri farklı farklı sitelerden sizler için toparladım. Açıkçası okudukça içiniz ürperebilir ve korkabilirsiniz. Eğer böyle hikayelerden hemen etkilenen biri iseniz uzak durmanızı tavsiye ederim.<span id="more-5181"></span><br />
<span style="color: #ff0000;">Karabasanla İlk Tanışmam</span><br />
<span style="color: #000000;">19 yasima gelene kadar Karabasan&#8217;in ne adini ne de sanini duymustum. Taki o geceye kadar&#8230; Gece uzerimde hissettigim iki elin baskisiyla uyanmistim.O iki el beni yatakta hafifce saga sola salliyordu. .Duvara dogru donuk yan yatmis vaziyette oldugum icin arkamdakinin kim oldugunu anlayamadim. Arkama donmek istedigimde kipirdayamadigimi farkettim.Hareket edemiyordum.Cok uykum oldugu icin fazla ustunde durmadim gelenin annem oldugunu zannedip uykuma devam ettim.O gun ilk karabasan deneyimimi yasamistim. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><em>Mezarliktaki Yangin</em><br />
</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Su an 17 yasindayim ve olay bundan 3-4 sene evvel YASANMISTIR. O yaz en büyük zevkimiz arkadaslarla gece asagi inmek idi ve hemen hemen indigimiz her gece birbirimize korku hikayeleri anlatirdik. Anlattigimiz hikayeler genelde kendi hayal ürünümüz olurdu fakat anlatirken sanki yasamis gibi anlatirdik ve kendi uydurdugumuz hikayeye o ortamin verdigi gerilimle kendimiz de inanir ve korkardik. Içimizde en çok hikaye anlatan Nedim diye bir arkadasimiz idi. Nedim yasça bizden büyüktü ve bizi korkutmayi iyi basariyordu açikçasi. Yine böyle bir gecede Nedim bize çok ilginç bir hikaye anlatti. Hikayeye göre bazi insanlar sebepsiz yere içlerinden gelen bir atesle küle dönüsecek kadar yaniyorlarmis. Bu yanma o kadar çabuk gerçeklesiyomuski, kendisini kurtarmaya zamani olmuyormus kurbanin. Ayrica bu olay kurban yalnizken gerçeklesiyormus, yani görgü tanigi olmuyormus hiçbir zaman. Bu anlattigi hikaye ilginç oldugu kadar inandirici gelmemisti çogumuza. Fakat Nedim evinden getirdigi ansiklopedi de yazilanlari bize gösterince tüylerimiz diken diken olmustu hepimizin. Bu olaylar gerçek yasanmis olaylar olarak anlatiliyordu ansiklopedide kanitlari ile. O gece eve kosar adimlarla çiktim ve bütün gece gözlerime uyku girmedi. Ertesi gün ise belki hepimiz için hayatimizin en korkunç günü olmustu. Gelen habere göre Nedim bir sokak arasinda ölü bulunmustu ve isin ilginç yani Nedim&#8217;in gömüldügü mezarlikta 1 hafta sonra yangin çikmisti ve bütün mezarlar yok olmustur.Inanmayan arkadaslar eski gazeteleri karistirabilirler. Tarih: 3 Eylül 1997, Mersin mezarligi orman tarafinda onlarca mezar yanmistir.</em></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Tepedeki Ev</em><br />
</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Yillardan 1994&#8242;dü.Ben annem ve abim Tunceli&#8217;deki köyümüze gitmistik.O zamanlar 12 yasinda falandim.Oraya gittik ve amcamlarin evine yerlestik.Benim orada tanidigim hiç kimse olmadigi için ben amcaogluyla(Yusuf)la oynuyordum.O bana biraz macera yasamak istediginden falan bahsederdi hep ve bir gece onla uyumadik ve biraz macera yasabilmek için neler yapabilecegimizi düsündük ve en sonunda köyü çevreleyen daglardan birindeki bir eve gitmeyi önerdi Yusuf fakat bunun çok tehlikeli olabilecegini köyün ileri gelenlerinin sik sik onlari oraya çikmamalari konusunda uyardigini söyledi.Bizde bunu büyük bir gizlilikle yapacaktik.Yusuf&#8217;un en yakin arkadasi Ismete anlattik düsündügümüzü ilk basta biraz tirsti fakat daha sonra oda bunu kabul etti.Ertesi gün çantalarimizi,yiyeceklerimizi hazirladik ve erkenden yola çiktik.O gün hava biraz pusluydu ve içimden bir ses bunun tehlikeli olabilecegini söylüyordu.Fakat bunu onlara söylemedim ve yolumuza devam ettik ve yolda giderken etrafta bol bol koyu,inek,keçi,tavuk gibi hayvanlarin kemikleriyle karsilasiyorduk ben biraz daha korkmustum ve nerdeyse aglamak üzereydim.en sonunda oradaki eve vardik ve içeri girdik içerde anlamadigimiz diller yazilar falan vardi ve penceresi oldugu halde içerisi karanlikti içeride anlayamadigimiz çok degisik cisimler vardi etrafta taslarin içerisinde sular falan vardi.Ve döner biçagi gibi kocaman ama paslanacak kadar eski birkaç biçak vardi birden Ismet degisiverdi sanki biz kormaya baslamisken o gülüyordu.Kendi kendine oynasirken taslardaki suyu üstüne döktü ve bir biçagi eline alip oynamaya basladi bir anda biçakla oynarken biçakla parmagini kesti ben çok korkmustum aglamaya basladim çünkü bir anda Yusuf da degismis sanki çildirmis gibi oldu bu arada Ismetin parmagi çok feçi bir sekilde kaniyordu.Daha sonra kostum kostum sanki bir sey beni kovaliyor gibiydi ve annemin dürtmesiyle uyandim bana gece boyunca döndügümü,agladigimi tepindigimi söyledi.Kahvaltida Yusufla konusmaya basladim rüya mi anlattim ve belki inanmayacaksiniz ama bana tepedeki evi nerden bildigimi sordu.Daha sonra disari çiktik ve Ismeti gördük parmagi sariliydi&#8230; </em></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Yalniz Degiliz</em><br />
</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Öncelikle 34 yasinda ve çok iyi bir sirkette, iyi bir görevde oldugumu belirtmek isterim. Hayatimi, yasayabildigim derecede modern sartlarda yasayip, gece kluplerinden, partilerden çok zevk alan, sosyal yasantisi çok renkli bir hanim oldugumu da. , Sizlere sadece 1 olay degil, birbirini takip eden bir kaç olayi anlatmaya çalisacagim. Aslinda yillardir bunlari unutmaya çalismis ve en yakinlarimla bile paylasmaya cesaret edememistim. Ama sizlerin hikayelerini okuduktan sonra, benim, yasadiklarimin ne kadar gerçek ve de aslinda ne kadar ürkütücü olduklarini bir kez daha kavradim.</em></span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Bizler, asla&#8230;Yalniz degiliz&#8230; </em></span></p>
<p><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>5 yaslarindayken geceleri korkuyla uyanir hale geldim. Sebebi belirsizdi..Hatirladigim tek sey gece yataga yatip, gözlerimi kapatmaya korktugum.. Bir an da kapinin arasindan yattigim odayi kara kara agir, bulutumsu seyler kapliyordu ve ben nefes alamiyordum. Bu olaylar her gece olmaya basladi. Kimseyi bunlara inandiramadim. Çocukça kapris sandilar. Ve her ne sandilar ise..Bilemiyorum. En sonunda odama gitmeye korkar hale geldim. Çünkü beni oarada, bekleyen, görünmeyen, agir bir sey vardi&#8230; Gecelerim aglamakla ve korkuyla geçmeye baslamisti ki&#8230;Ailem..(Annem Yugoslav Arnavut, babam Yunan asillidir ) batil inançlara sahip degildir..Öyle olduklari halde , eve yasli birini getirip, kursun döktürdüler, okuttular, bir süre boynumda küçük bir kuran tasidim. Sonra yavas yavas bitti bu olay.. Bu bir karabasan miydi? Bilmiyorum. Halen bilemiyorum</em></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Ruh</em><br />
</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Öncelikle merhaba demem gerekiyor sanirim. Size yazacagim olay teyzamin basindan geçmistir. Benim bütün teyzelerimin basindan böyle seyler geçmistir hepsini yazmak isterdim ama sadece bir kaç tanesini yazacagim. Bir gün Ankara&#8217;ya gittigimde teyzemlerde kalmistim ben teyzem ve 2 kuzenim. Teyzem böyle seyleri konusmamizi istemiyordu ama biz yinede konusuyorduk. Kuzenim teyzemin (onun annesi oluyor) basindan geçen bir olayi anlatiyordu. Vede sunu belirtmem gerek bu teyzem böyle seylerden hiç korkmaz yine sorarsin hiç ürkmedin mi diye hayir der. Yani gecenin 3 ünde yatirlariyla ünlü bi köyde disari çikma cesareti bile gösteriyor. Açikca söylemek gerekirse ben asla çikamazdim. Herneyse benim ölen bi kuzenim daha vardi. Ben hiç görmedim onu çünkü ya dogmamistim yada 1 yasinda bile degildim. Bir gün teyzem onun ölümünden sonra gece yataginda onu düsünmeye baslamis öbür tarafta nasil acaba? Diye kendi kendine soruyor ve agliyrmus her gece oluyormus bu her gece istemeden agliyormus. Bir gece yine onu düsünürken (normal olarak gözleri kapali) bir kararti fark etmis ve gözlerini açmis karsisinda ölen kuzenim duruyormus. Bir süre teyzeme gülerek bakmis ve el sallayip gitmis. Sonra teyzem anlamiski öbür tarafta mutlu. O günden sonra hiç düsünmemis onu. Vede sadece kuzenim annesine yani benim diger teyzeme anlatmis bunu vede o 2 kuzenimde gizli gizli dinlemisler. Vede bana anlattilar. Haa aklima gelmisken bu teyzemin basindan bir olay daha geçmis. Yine gece tuvalete gitmis sonra odasina geldiginde bi dedenin teyzemin sandiktaki geceligini giydigini görmüs sonra teyzem &#8216;kisa gelmis dur çikarda uzatayim&#8217;demis ve egilmis geceligin ucuna sonra dede kaybolmus elbisede yere düsmüs. Aslinda bu anlatiklari bana biraz saçma geldi ama teyzem dogru oldugunu söylüyor (bizim israrimiz üzerine anlatmisti bunu). Zaten teyzemin yalan söyleyecegini sanmam. O gece 2 kuzenimle beraber hiç uyuyamadik çünkü hepside dogruydu bu anlatilanlarindan sonra uyurken hep tikirtilar duyduk vede sesler. Ama sabah kalktigimizda komik geldi çünkü hepimiz korktugmuzda psikolojik olarak böyle seyler uydurabiliriz yada bazi esyalari ruha cine cadiya falan benzetebiliriz. Yazacagim o kadar çok sey varki artik onlari da baska yazilarimda sizlere aktaririm.</em></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Seytan</em><br />
</span><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><em>Yil 1994 temmuz ayi cumartesi aksami.. Ben ve kardesim o aksam yemek yiyorduk ve aniden zil çaldi, kapiyi annem açti.Kapida olan kisiler arkadaslarimdi ve bizi asagiya çagiriyorlardi saat 10.00&#8242;na geliyordu sofradan kalkar kalkmaz asagiya indik arkadaslarimizla her gece korkunç hikayeler anlatirdik, (Gece dedim çünkü sabahlara kadar oturur hikayeler anlatir oyun oynardik) her kafadan bir hikaye çikardi ortaya ama birbirimizi korkutmak için yaris yapardik.O aksam herkez hikayesini anlattiktan sonra oyun oynamaya karar verdik, o zamanlar 11 yasindaydim ve saklanbaç oynamayi çok seviyordum. Ebe saymaya basladiginda herkes yerini almisti ve bende, tabiki ben o anki olacak olaylardan haberdar degildim, kim bilirdiki seytani karsimda görecegimi neyse konuya geçelim ben yerimde ebenin saymayi bitirmesini bekliyordum ebenin saydigi binanin yan tarafindaydim ebebin saymasi bitmedigi için sikintiya girmistim o, an arkami dönmemle dona kalmam bir olmustu simdi seytanla karsikarsiyaydim o herkesin bildigi gördügü bir tipten degildi (tabiki görenler için..) 2 metre boyu,yumrugum kadar iri ve kipkirmizi gözleri çatal biçiminde uzun asasi 2 adet iri buynuzlari ve üstünde siyah birseyi vardi ama ayaklari yoktu evet yanlis okumadiniz ayaklari yoktu adeta uçuyordu o, anda vücudum çözülü vermisti hemen bahçenin ortasindaki kuyunun arkasina saklanmistim ebe agladigimi duyunca hemen arkadaslara haber verdi bu seytani yakin arkadasimda görmüs ve oda çok korkmustu. (ismini vermeyecegim.) Ve bu olaylardan sonra her pisligin yaninda cinlerin olduguna saitlik ettim. Ertesi sabah seytani gördügüm yere geldik orada bulunan ev bombostu evin içinde bir el vardi ve sanki el bizi seyrdiyordu önce inanmadik sonrada banyoda gördük ev zemin kattaydi banyonun penceresinden içeri yumurta kartonu attik ve karton geri geldi ve bu olay bi kaç defa gerçeklesti ne zaman oraya gitsek üst kattakilerin kizini yerde baygin buluyorduk ve bu olaydan sonra bisey farkettimki ne zaman korkunç hikayeler anlatsak ozaman kötü seyler oluyordu ama anlatmayida seviyorduk. Bu yüzden siz siz olun sakin korkunç seylerden bahsetmeyin eger cinlerden bahsedecekseniz kötü varliklar diye konusun, bunu sakin unutmayin&#8230;</em></span><br />
</span><span style="color: red;">Ona Dokundum</span><br />
<span style="color: #ff6600;"><span style="color: blue;">Ertesi gun gece bir durtuyle uyandim ve gordugum manzara karsisinda dehsete dustum. Kapkaranlik odanin icerisinde bir cift korkunc goz bana bakiyordu.Yerimden firlayip isigi acmak icin davrandim ama kipirdayamadigimi hissettim.Ne kadar cabalarsam cabalayim bir guc beni tutuyordu.Ciglik atmaya calistim nafile, sesim solugum cikmiyordu.Sadece gozlerimi oynatabiliyordum ve o seyle goz goze gelmemek icin baska yerlere bakiyor bir yandan da yataktan kalkmak icin ugrasiyordum.Bir muddet sonra cozuldugumu hissedip yataktan firladim.Annem yanima geldiginde agliyordum.Beraber yattik.Ben kolumu yataktan disari cikacak sekilde basimdan yukari dogru atip yatttim.Birden avucuma yumusak bis sey degmeye basladi.Sanki satene benzer yumusak bir kumasti.Giderek agirlasmaya ,agirligin etkisiyle de kolum yavas yavas assagi cekilmeye basladi. Kolumu hemen geri cekmek istedim ama o anda yine kipirdayamadigimi farkettim .Ama korkmuyordum, ne de olsa yanimda annem vardi.Icimden ufak capli bir kufur ettim.Iste o anda hayatimin hatasini yapmistim.Korku filmlerindeki tarzdan bir gurultu kulaklarimda yankilanmaya ve cinlamaya basladi neye ugradigimi sasirmistim ayni zamanda beni yatagin icinde bir saga bir de sola hizli hizli salliyordu..Yatagin icindeki sallantimdan annem uyanip beni tuttu ve o anda kendime gelebildim.Resmen carpilmistim</span>.</span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: #ff0000;">Telefondaki Ses</span><br />
<span style="color: blue;">Bir gece basucumdaki telefonun sesiyle uyandim telefona dogru hamle yapmak istedigimde kipirdayamadim.Telefonun acildigini hissettim telefonu goremiyordum.Ahizeden bir ses gelmeye basladi.Ses enistemin sesiydi ve sacma sapan seyler konusuyordu.O anda telefonun gercekte calmadigini ve o konusanin gercekte enistem olmadigini anladim .Yataktan firlayip kalktigimda telefon kapali duruyordu.<br />
</span><span style="color: red;">Koltuktan Gelen Ses</span><br />
<span style="color: blue;">Ablam yurtdisinda yasiyordu .Bir gece yatarken acaba onu dusunsem telepati kurabilirmiyim dedim.O anda ayak ucumdaki tek kisilik koltugun uzerinden bir ses geldi . &#8221; Ohoooo kizim onlar coktan uyumustur&#8221; Birden koltuga baktim hic kimse yoktu ama orda birisinin oldugunu seziyordum yine hareket etmek, bagirmak icin cetin bir mucadele vermistim </span></span><br />
<span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: #ff0000;">Cadı</span></span><br />
<span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: blue;">Babaannemin bizde kaldigi bir gece, karsimda uyuyordu.Filmlerden de bildigimiz bir cadi tiplemesi vardir .Hani uzun burunlu ve ceneli, yuzunde kocaman et benleri olan,sivri kocaman sapkali ve supurgeli.Gece uyandigimda bir de ne goreyim o cadi babaannemin ustune cikmis ve kadinin bogazina yapismis bir sekilde cigliklar atiyor.O anda babaannemi oldurdugunu zannettim.Bagirmak istedim kalkmak istedim nafile .Dehset icinde hem onlari seyrediyor hemde kalkmak icin efor sarfediyordum.Kalkip isigi yaktigimda babaannemin misil misil uyudugunu gordum.<br />
</span><span style="color: #ff0000;">Babamın Kılığında</span></span><br />
<span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: blue;">Bir aksam ustu annemlerin yatak odasinda uzanmis yatiyordum.Birden karabasanin geldigini anladim.Hareket edemiyor, kurtulmaya calisiyordum.O sirada babam iceri girdi.Uzerini cikarip, esofmanlarini giydi , aynanin karsisinda saclarini taradi.Ben hem onu seyrediyor hemde bagirmaya calisiyordum.Oda karanlik oldugu icin beni farkedemedigini dusunuyordum. Kendimi farkettirmek icin epey bagirmaya ugrastim.Bir turlu beni gormuyordu.Saclarini taradiktan sonra kapiyi acip cikti.Bir muddet sonra bulundugum durumdan kurtulup iceri gittim.Babami ariyordum ona alanlari anlatacaktim.Anneme babam nereye gitti diye sordugumda &#8216;Daha isten gelmedi ki !&#8217;dedi.<br />
</span><span style="color: #ff0000;">Soğuktan Titriyordu</span></span><br />
<span style="color: #000000;"><span style="color: blue;">Arkadasimin evinde, sirtim duvara dogru donuk yan yatiyordum. Sabah yorganin hafifce acilip arkamdan birinin yataga girdigini ve titredigini hissettim.Ne oldugunu anlayamadim arkama donmek istedim hareket edemiyordum.Gelen arkadasim olamazdi o karsimdaki yatakta yatiyordu onu goruyordum.Arkamdaki kimse cok usuyordu.Son bi gayretle yataktan firladim ama baktigimda yatakta kimse yoktu</span>.<br />
</span><span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: red;">Kendimi Gördüm</span></span><br />
<span style="color: blue;">Sabaha karsi karabasani hissedeerek uyandim.Ayak ucuma dogru duran tv nin ekranindaki yansimadan kendimi ve odayi gorebiliyordum.Birden yanima biri geldi ekrana iyice baktigimda bu kisinin kendim oldugunu gordum.Yatakta yatiyordum ama basucumda benim bir kopyam dikilmis bana bakiyordu.<br />
Yasadiklarim bu kadarla siniri degil ilk etapta aklima gelenler bunlar.Bazen de sessiz ve goruntusuz sadece kipirdayamama gibi durumlarla karsilastim.Geldiginde onemsemezsem yada korkmadigimi anlarsa uzerimdeki baskiyi iki katina cikarirdi.<br />
Hic bir sorunum ya da psikolojik problemlerim yoktu.Gencligimin en guzel en mutlu ve sorunsuz caglarinda baslayiverdi ve 6 yil yogun bir sekilde devam etti.Bunlar ruyada olan seyler degildi.Bir durtu ile uyaniveriyordum.Gozlerim acik gorebildigim kadar bulundugum ortami goruyordum.Korkunc gunler gecirdim.Ama civi civiyi soker derler.Dogru galiba.Onca basimdan gecen olaya ragmen evde tek basima kapkaranlik odalarda hic korkmadan kalabiliyorum.</span><br />
<span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="color: #ff0000;">Muska</span></span><br />
<span style="color: blue;">Olaylar karsisinda caresiz kaldigimiz zaman bir hoca bana muska yazmisti.Psikolojik te olsa biraz rahatlarim diye ilk zamanlar muskayi taktim.Gercektente hergun basima gelen bu olay 4-5 gune inmisti.Uyku durumunda iken bu olay basima geliyor diye muskayi geceligime takiyordum.Gece bir guc tarafindan uyandirildim ustumde yogun bir baski vardi surekli bir ses kalk diyordu duymuyordum ama hissediyordum uykum cok oldugu icin hareket etmek icin direniyor epey ugrastiktan sonra kurtuluyor sonra geri uyuyordum o guc tekrar gelip beni esir aliyordu ben yine ayni mucaleyi verip daldigim anda yine ayni sey.Bir gariplik vardi bi turlu gitmiyordu.Abimin yanina gidip yattim ordada ayni olay surekli bana kalk diyordu. Uyutmuyordu.Aklima muska geldi elimi attim yerinde yoktu.Sonradan diger geceligimde oldugu aklima geldi .Annemi uyandirdim geceligimi sordum . Gece kalktiginda camasirlari makineye atmis benim gecelikte muskayla beraber camasir makinasinda yikaniyordu.Hemen makinayi durdurup muskayi cikardik.Ondan sonra deliksiz bir uyku uyudum.</span></span></p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=5181" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=5181&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/hepsi-gercek-ve-yasanmis-korkunc-hikayeler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşhur Kahinin İnanılmaz Kehanetleri</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/meshur-kahinin-inanilmaz-kehanetleri.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/meshur-kahinin-inanilmaz-kehanetleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 21:07:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İnanılmaz Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[kahin]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Vangelia Gushterova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=3339</guid>
		<description><![CDATA[İşte o meşhur  kahin. Bulgaristan’ın ünlü  bir köyünde yaşamuş ve orada ölmüş. İnanılmaz ama söylenenler yazılanlar doğru ise adam resmen herşeyi bilmiş bu nasıl iştir anlamadım ve ben bu duruma çok şaşırdım. Sizlerinde yorumlarınızı bekliyorum. Vangelia Gushterova ya da kısaca Vanga Sovyetler’in çöküşünü bildi. Prenses Diana’nın ölümünü de. 11 Eylül saldırısını ise 10 sene önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?attachment_id=3337"><img class="alignnone size-medium wp-image-3337" title="kahin" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2010/05/kahin-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></p>
<p>İşte o meşhur  kahin. Bulgaristan’ın ünlü  bir köyünde yaşamuş ve orada ölmüş. İnanılmaz ama söylenenler yazılanlar doğru ise adam resmen herşeyi bilmiş bu nasıl iştir anlamadım ve ben bu duruma çok şaşırdım. Sizlerinde yorumlarınızı bekliyorum.<span id="more-3339"></span></p>
<p>Vangelia Gushterova ya da kısaca Vanga Sovyetler’in çöküşünü bildi.  Prenses Diana’nın ölümünü de. 11 Eylül saldırısını ise 10 sene önce  söyledi. Kör ve yaşlı bir kadın olan Vanga’nın ölmeden önceki  kehanetleri ise akıl dışı. İşte ünlü kahinin 2010 yılından 2 bin yıl  sonrasına varan inanılması güç kehanetleri.</p>
<p><strong>İşte o kehanetler:</strong></p>
<p>2010<br />
3.Dünya Savaşı… Kasım-2010′da başlayacak ve Ekim-2014′te bitecek.  Nükleer ve kimyasal silahlar kullanılacak.</p>
<p>2011<br />
Kuzey Yarımküreye Radyoaktif serpinti olacak. Hayvanlar ve bitkiler sağ  kalmayacak. Müslümanlar, hala hayatta kalmış olan Avrupalılara karşı  kimyasal savaş başlatacaklar.</p>
<p>2014<br />
Kimyasal savaşın bitmesiyle dünyadaki insanlarının çoğu deri kanseri  olacaklar veya deriye bağlı hastalıkları olacak.</p>
<p>2016<br />
Avrupa neredeyse boş. Nufüs gittikçe azalıyor…</p>
<p>2018<br />
Çin, Yeni Dünya Gücü olacak</p>
<p>2023<br />
Dünya’nın yörüngesi hafifçe değişecek.</p>
<p>2025<br />
Avrupa hala biraz yerleşim alanı.</p>
<p>2028<br />
Yeni enerji kaynağı geliştirilecek. (Muhtemelen termonükleer reaksiyon  kontrolü) Açlık problem olmaktan çıkacak.Venus’e pilotlu uzay yolculuğu  uygulanacak.</p>
<p>2033<br />
Kutup buzları eriyecek. Dünya okyanus seviyesi yükselecek</p>
<p><img src="http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kahanet10.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>2043<br />
Müslüman bir devlet yeniden Avrupa’nın tek hükümdarı olacak</p>
<p>2046<br />
Yapay organlar üretilecek. Vücut organı değişimi, gözde tedavi yöntemi  olacak.</p>
<p>2066<br />
Müslümanların elinde olan Roma’ya saldırı sırasında, ABD iklim  değişikliği yapan yeni silahını kullanacak.(Ani donma)</p>
<p>2076<br />
Sınıf ayrımı kalkacak. Tüm dünyada Komünizm hakim olacak!</p>
<p>2084<br />
Doğanın yeniden doğuşu</p>
<p>2088<br />
Yeni Hastalık: İnsanlar saniyeler içinde yaşlanacak</p>
<p>2091<br />
Hastalığın tedavisi bulunacak</p>
<p>2091<br />
Hastalığın tedavisi bulunacak</p>
<p>2125<br />
Macaristan’da, uzaydan sinyal alınacak. (İnsanlar tekrar Vanga’yı  hatırlayacak)</p>
<p>2130<br />
Uzaylıların önerisiyle su altında Koloniler kurulacak.</p>
<p><img src="http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kahanet20.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>2154<br />
Hayvanlar yarı-insanlaşacak.</p>
<p>2167<br />
Yeni bir Din ortaya çıkacak…</p>
<p>2170<br />
Büyük kıtlık/kuraklık</p>
<p>2183<br />
Mars’taki koloni nükleer ulus haline geliyor ve Dünya’dan bağımsızlık  istiyor. (ABD’nin İngiltere’den bağımsızlık istediği tarzda…)</p>
<p>2201<br />
Güneş’teki termonükleer reaksiyon yavaşlıyor. Isı düşüyor.</p>
<p>2256<br />
Uzay yolculukları Dünya’ya yeni hastalıklar getiriyor.</p>
<p>2262<br />
Gezegenlerin yörüngeleri devamlı olarak değişmeye başlıyor. Mars, bir  kuyrukluyıldızla çarpışma tehditi altında.</p>
<p><img src="http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kahanet27.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>2288<br />
Zamanda yolculuk. Uzaylılarla yeni temaslar.</p>
<p>2299<br />
Fransa’da İslam’a karşı başkaldırı…</p>
<p>2480<br />
İnsan yapımı iki güneş çarpışacak. Dünya tekrar karanlıkta kalacak.</p>
<p>3005<br />
Mars’ta savaş…</p>
<p>3797<br />
Dünyanın sonu… Dünya’daki tüm yaşam ölecek. İnsanlar yeni bir güneş  sisteminde yaşam alanı arıyor</p>
<p>Kaynak: <a rel="nofollow" href="http://haber.mynet.com/detay/foto-analiz/unlu-kahinden-inanilmaz-kehanetler/485779/1#haber-baslik" target="_blank">http://haber.mynet.com/detay/foto-an…1#haber-baslik</a></p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=3339" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=3339&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/meshur-kahinin-inanilmaz-kehanetleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mayalar Neden Yok Oldu ?</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/mayalar-neden-yok-oldu.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/mayalar-neden-yok-oldu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 15:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=2183</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyılın başından beri bilim adamları Mayalar´ın kim olduklarını, nasılyaşadıklarını, ve uygarlıklarının bir anda neden yok olduğunu araştırıyorlar.Bu garip uygarlık MS 300´lerde dünyanın en gelişmiş uygarlığıydı ama dünyanın güneşin çevresinde 365 günde döndüğünü dahi bilen Mayalar tarihin en kanlı kasaplarıydılar ve yemeklerini dahi yarım bırakarak birden yok oldular. Bilim Mayalar´ın bilimi ve kültürü vardı, onlara bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2181" title="250px-Tikal" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2010/02/250px-Tikal.jpg" alt="250px-Tikal" width="250" height="333" /></p>
<p>Yüzyılın başından beri bilim adamları Mayalar´ın kim olduklarını, nasılyaşadıklarını, ve uygarlıklarının bir anda neden yok olduğunu araştırıyorlar.Bu garip uygarlık MS 300´lerde dünyanın en gelişmiş uygarlığıydı ama dünyanın güneşin çevresinde 365 günde döndüğünü dahi bilen Mayalar tarihin en kanlı kasaplarıydılar ve yemeklerini dahi yarım bırakarak birden yok oldular. Bilim Mayalar´ın bilimi ve kültürü vardı, onlara bu bilgiyi kim öğretmişti?<span id="more-2183"></span></p>
<p>Guetamala ormanlarındaki, kan kırmızı rengindeki piramidin önünde, büyük bir kalabalıklar saatlerdir ayakta bekliyordu. Kimse kıpırdamıyordu; tüm gözler, piramidin doruğundaki ataların bilgileriyle dolu süslü kafatasındaydı. Kalabalık kralın hareketlerini göremiyor fakat dinsel bir ayin olduğunu anlayabiliyordu. Kral yanardağda oluşan keskin taşları alıp penisini delecek ve sonra yaranın üstünü bir iple bağlayıp; kanın ağaç kabuğundan yapılmış kaba akmasını sağlayacaktı. Daha sonra bunu alıp, bir ateş yakacak, bu ateşten yükselen duman aracılığıyla iblisle konuşacaktı. Ve Kral, ortaya çıktı peştemalinin altından kanlı elini göstererek, atalarının mesajını daha öncelerde de olduğu gibi yine haykırdı; Savaş için hazırlanın Kalabalık, neşe içinde tekrarladı. Artık kan dökme zamanı başlamıştı.<br />
<img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1b/Chich%C3%A9n_Itz%C3%A1_Goal.jpg/200px-Chich%C3%A9n_Itz%C3%A1_Goal.jpg" alt="" /><br />
Savaş, onların yaşamıydı…</p>
<p>Mayalar kimdi? İnanılmaz büyüklükteki piramitleri Amerika’nın ortasına inşa eden ve sonra birdenbire terkedip kaybolan bu insanlar kimdiler? Neden o garip dinsel kurallara inanıyorlardı? Bu sorular bugüne kadar sayısız bilim adamının zihnini kurcaladı.150 yıl geçtikten sonra Maya’lar daha anlaşılır olmaya başladılar. Artık, Maya’ların MS. 250-900 arasında yaşadıklarını, dönemlerinin en gelişmiş yazı sistemini bulduklarını, matematikle ilgilendiklerini , astrolojik takvimler oluşturduklarını ve piramitler inşaa ettiklerini biliyoruz. Bugüne örnek olacak mimari örnekler bulundu. İnşaatlarını, yağmur ormanlarına zarar vermemek belli zamanlarda yapıyorlardı. Mayalar doğallığın bozulmaması için bize iyi bir ders vermişlerdir, Güney Belize’nin orman kaplı dağlarında; yeni bulunan dört Maya kenti gösteriyor ki; Maya’lar buralarda yaşamaktan kaçınmışlardı, işte buraları 900’lü yıllarda yokolan Maya’ların toplumsal yaşamları hakkında henüz çözülememiş bir çok soruya ışık tutacaklardı. National Geographic yazarlarından arkeolog George Stuart; Her sabah uyandığımda Maya’lar hakkında ne kadar az şey bildiğimizi düşünüyorum, bu tropik iklimde nasıl yaşadıklarının %1 ini ancak biliyoruz diyordu. Kısıtlı imkanlara rağmen, arkeologlar, sanat tarihçileri, yazıt uzmanları, antropologlar, coğrafyacılar, ve dil uzmanları yıllardır Maya’ların peşinde. Ortada, Mayamanik bir durum var; Tennesse Üniversitesi arkeologlarından Arthur Demarest son 4 yıldır Kuzey Guetemala’da Maya kenti Dos Pilas’ı inceliyor. Demarest´e göre ormanın içinde kayıp kentler var; buralarda çözümlenemeyen yazıtlar bulunuyor ve bu yazıtlar Maya’ların ani yok oluşunu açıklayabilir. Ortaya çıkan bilgi patlaması, şiddetli tartışmalar yarattı. Herkes kimin kuramının doğru olduğunu tartışıyor. Yine de uzmanlar bir görüş üzerinde fikir birliğine vardılar; savaş, Maya halkının oluşmasında ve yaşamında kilit noktaydı.<br />
<img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/54/Actun_Tunichil_Muknal.jpg/200px-Actun_Tunichil_Muknal.jpg" alt="" /><br />
Maya kentleri yaşamak için değil miydi?</p>
<p>Maya’ların spordan dine kadar her konuda işkence ve kurban törenleri düzenliyorlardı. Meksikalı Antropolojist Carlos Navarette “Bu, Mayayla ilgilenenleri şok edecek bir iddiadır diyor. Klasik Maya Kültürü’nün oluşmaya başladığı MS 250´den sonraki yüz yıllarda, küçük çatışmalardan, büyük savaşlara dönüşen kabile çekişmeleri, görkemli kentlerin hayalet kasabalara dönüşmesine neden oldu. İlk batılı araştırmacılar olan Stephens ve Latherwood, büyüleyici diye tanımladıkları Copan, Palenque, Uxmal ve diğerleri hakkında kitaplar yazmaya başladılar. Stephens’in yazdığı başarılı kitaptan sonra onu, Catherwood ve diğer yazarlar takip etti. Sonraki yarım yüzyılda Popol Vuh (Mayaları anlatan kutsal kitap) ve “Relacion de las Cosas de Yucatan” adlı kitaplar yayımlandı. 16. yüzyıldan sonra piskopos Diego de Landa, Maya kültürüne karşı İspanyol zaferlerini anlatan bir kitap yazmıştı. 1890’larda ise, İngiliz araştırmacı Alfred Maudslay değişik kaynaklardan derleyerek, Maya kentlerinin mimarisini anlatan bir kataloğu oluşturdu. Tüm bilgiler, 19. Yüzyıl bilginlerini hiyeroglif yazılarını yorumlamaya, Mayaların tarihini yeniden incelemeye ve bu toplumun neden yok olduğunu araştırmaya itti. 20. yüzyılın ilk yarısında daha çok kazılar ve kataloglar yapıldı ama hala ortaya ciddi bir şey çıkmamıştı. 1950’lerde Carnegie Enstütüsü’nden J. Eric Thompson ve Slyvanus Morley, bölgeyi incelemeye aldılar onlara göre bulunan kentler, yaşamak için değil dinsel ayinler için yapılmıştı. Yazıtlarda astronomi ve takvim çalışmaları yer alıyor fakat tarihi olaylar, çiftçilik yöntemleri ve tarımdan bahsedilmiyordu. Böylece bu mekanların sadece özel durumlar ve çalışmalar için yapıldığı kanıtlanıyordu. Morley ve Thompson; Mayaların yok oluşlarına ait bilgileri antik kentlerden elde edemeyeceklerini düşünüyorlardı. Çağdaş bilginler ise, daha iddialı ve umutludur ama modern teknoloji gibi bir de avantajları var; radyo karbon testi gibi… Dos Pilos’ta çalışan Arthur Demarest MS. 761’den önce ve sonra olarak Mayaların tarihçesini iki bölüme ayırdı. 761’den önce savaşlar düzenliydi; kabileleri tek bir yönetim altında toplamak için yapılırdı. Ama 761’den sonra savaşlar; kabile üstünlüğüne ve malların yağmalanmasına dayanmaya başladı. O yıl, Dos Pilos Kralı kabilelere dur demek için savaş açtı ama Tamarindito’da yakalanarak kurban edildi. Demarest’e göre; bu dönemden sonra ortaya çıkan soylu kanun yapıcıları, çıkar uğruna birbirlerini yemeye başladılar ve güçleri çok arttı. Böylece sivil iç savaş başladı; işte bu da Mayaların sonu oldu ve buna benzer olaylar başka bölgelerde de yaşandı.</p>
<p>Susuzluk ve nüfus patlaması kuramları;</p>
<p>Florida Üniversitesi arkeologlarından Arlene ve Diana Chase’e göre Belize’de yaptıkları araştırmaların sonucunda, kabile savaşları Mayaların sonunu hazırlamıştı. Bu iki arkeolog, kazılarda binalar üzerinde hasarlar tespit etmişler ve gömülmemiş bir çocuk iskeletiyle, silahlar bulmuşlardı. Bir çok uzman yok oluşun nedenini savaşlara bağlarken, başkaları bunun tüm hikaye olmadığını düşünüyorlar. Diğer neden; yağmur ormanının ekolojik dengesindeki ani bir bozukluk olabilirdi. Arizona Üniversitesi arkeoloğu Patrick Culbert; “Yeraltı çalışmalarından anladığımıza göre, neredeyse orman tamamen yok olmuş diyordu.Su sıkıntısı, yok oluşlarında rol oynamış olabilirdi. Cincinnati Üniversitesi arkeologlarından Vernon Searborugh ise,</p>
<p>Tikal’deki kazısında gelişmiş kanalizasyon sistemleri buldu. Yılın 4 ayı yağmurlu bir bölgede yaşayan bu insanların ani bir susuzluğa uğramaları gerçekten yok oluş nedeni olabilirdi. Bir başka neden nüfus patlaması olabilir, yirmi kentten toplanan verilerden anlaşıldığına göre km kareye 200 insan düşüyordu. Culbert’e göre; endüstrisi olmayan bir toplumda nüfus bir sorun olabilir. Araştırmacılar, kazılarda, iyi gelişmemiş çocuk iskeletleri buldular, bu da yetersiz beslenmenin göstergesiydi. Yine Culbert, böyle karmaşık ve kalabalık bir toplumun çöküş nedeninin; savaş, çılgın bir kral, açlık ya da susuzluk olabileceğini düşünüyor ve ekliyor “Böyle bir toplumun çöküşü için milyonlarca neden söylenebilir.” .</p>
<p>Takvimi ve diş dolgusunu bilen insanlar;</p>
<p>Bu çöküşten çıkarılacak ders nedir? Birçok uzman, çevreci mesajlar veriyorlar; Culbert; “Nüfus patlaması, ekolojik rengeyi bozdu ve milyonlarca insan öldü diyor. National Geographic dergisi yazarı George Stuart; bu fikre katılıyor ve bu bilgilerin günümüz dünyasının sorunlarını yeterince çözemese</p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=2183" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=2183&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/mayalar-neden-yok-oldu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cin&#8217;le Dalga Geçme !</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/cinle-dalga-gecme.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/cinle-dalga-gecme.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 21:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=2131</guid>
		<description><![CDATA[17 yaşındaydım ve annemin memleketi olan Giresun&#8217;daydık. Döndü abla o sıralarda 22 yaşında falandı (annemin amcasının kızı). O&#8217;nu her gece cinler döverdi ve üzerinde taşıdığı kuran&#8217;ı çıkartması için baskı yaparlardı. Birlikte yatıyorduk onlarda kaldığım zamanlarda ama sabahları vücudunun her yerinde morluklar oluyordu bende ise hicbirsey olmuyordu ve hicbirsey hissetmiyordum&#8230; Bir gece Döndü, ablası, ablasının akrabası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2130" title="cinler" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2009/12/71c1feec119bdddc978f22ec21eac848.jpg" alt="cinler" width="280" height="251" /></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: 8pt;">17 yaşındaydım ve annemin memleketi olan Giresun&#8217;daydık. Döndü abla o sıralarda 22 yaşında falandı (annemin amcasının kızı). O&#8217;nu her gece cinler döverdi ve üzerinde taşıdığı kuran&#8217;ı çıkartması için baskı yaparlardı. Birlikte yatıyorduk onlarda kaldığım zamanlarda ama sabahları vücudunun her yerinde morluklar oluyordu bende ise hicbirsey olmuyordu ve hicbirsey hissetmiyordum&#8230; Bir gece Döndü, ablası, ablasının akrabası Emine ve onun nişanlısı epey geç saate kadar oturduk. <span id="more-2131"></span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: 8pt;">Döndü&#8217;nün annesi ise saat 11 gibi yattı uyudu başka odada. Biz hala sohbet ediyorduk. Saat gece 02.00 olmuştu.. Ben cin cagirmayı önerdim. Bu onlarada cazip gelmiş olacak ki kabul ettiler. KİKİ adında kibrit cinini hepiniz duymuşsunuzdur. Bir kutudan 4 tane kibrit çöpü aldık ve cin cagirdik dualarla. Bu işlerden çok iyi anlıyordu Döndü. Sorular soruyorduk kibritlerde sağa sola hareketle bize cevap veriyordu. Ben yaşımında küçük olmasından dolayı bayağı zırvalamaya başlamıştım. Cin ile dalga geçiyordum. Yanımdakiler ise iyice korkmuşlardı benim cine ileri geri konuşmamdan! Beni sürekli sus diye uyarıyorlardı. Neyse bir müddet sonra ışık kendiliginden kapandı kalktım düğmesine bastım actım, arkamı döndüm ki tekrar çat!! diye düğmeden kapandı ışık.. Bulundugumuz oda köy evi oldugundan mutfak ve oturma odası bir kullanılan bir oda.. Mutfak dolabı zangır zangır titremeye ve tabaklar birer birer yere dökülmeye başladı.. Hepimiz korkudan sapsarı olmuştuk TV açık değildi birden TV acıldı. O zamanlar sadece TRT 1 gösteriyordu köy yerinde. Bilmediğimiz yabancı kanallar fişek gibi acılıp kapanıyordu.. Biz binbir dua okuyarak cini göndermeye calışıyorduk. Artık yorulduk ve kibrit çöplerini masanın üzerine bıraktık. Aman Allah&#8217;ım cin gitmemişti, ve masanın üzerindeki kibrit çöpleri kendiliginden hareket ediyordu. Döndü&#8217;nün akrabası olan kadın bayıldı bayılacak. Saat 04.00 olmuştu artık ve Döndü&#8217;nün akrabası olan Eminenin nişanlısı eve gidecekti. Köy yerlerini bilirsiniz acayip sessiz ve ürkütücü olurlar. Evine gideceği yol da ormanın içinden gecen ve derenin oldugu bir yer. Neyse bu çıktı gitti ve biz cini göndermek icin uğraşmaya devam ettik.. Tabi ki başaramadık öyle kızdırmışım ki onu her yeri darmadağın etti diyebilirim&#8230; Ve işin ilginç yanı yan odada yatan yengemin çıt bile duymamış olmasıydı.. Sabah ezanı okunurken hepimiz korkudan ve uykusuzluktan uyuyakalmışız.. Yengemin sesiyle uyandık, ORTALIĞIN HALİ NE BÖYLE diye soruyordu. Ona anlattık o da ürperdi ve kızdı bize.. Emine&#8217;nin nişanlısı da ertesi günü geldi ve gece eve gittiği yolda onu taşlamıştı cinler, bu taşlar pek bir yerine isabet etmemişsede omuzuna ve alnına carpmış ve oldukca morarmıştı.. Aynı gece ben ananemin evine gittim yatmaya ve o gece Döndü ablamı da çok sıkıştırmışlar ve acaip dövmüş cinler. Kız günlerce vücudu ve yüzü morluklar içerisinde gezmek zorunda kaldı&#8230; Komşumuz olan bir hocaya olanları anlattık! Hoca bile dehşete kapıldı ve cinin beni yaşım küçük olduğu için affettiğini yoksa yetişkin bir insanın cinle o şekilde dalga geçse çarpılacağını, ağzının burnunun ters döneceğini söyledi&#8230;</span></span></p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=2131" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=2131&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/cinle-dalga-gecme.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Titaniğin inanılmaz sırrı neydi?</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/titanigin-inanilmaz-sirri-neydi.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/titanigin-inanilmaz-sirri-neydi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 21:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=2108</guid>
		<description><![CDATA[Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem saklı.Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik’i batıran gerçekten bir buz dağı mıydı? Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını bilmiyordu. Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du, Amerikalıydı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2106" title="titanic" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2009/12/titanic.JPG" alt="titanic" width="344" height="207" /></p>
<div>
<p>Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında<br />
inanılmaz bir gizem saklı.Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik’i batıran gerçekten bir buz dağı mıydı?<br />
<span id="more-2108"></span></p>
<p><span id="more-34"> </span></p>
<p>Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını bilmiyordu.<br />
Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du, Amerikalıydı, 1861<br />
´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve New<br />
York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar olmaya<br />
karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı, daha sonra yazdığı 10 öyküden ise 1000 $<br />
kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı geliyordu. 1897 yılının bir kış<br />
gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir<br />
uzun öykü olacaktı.</p>
<p>Hayali “Titan Kazası?</p>
<p>Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı, asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması<br />
üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip, İngiltere´den<br />
ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti. Ama<br />
öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve bir deniz<br />
kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı. Robertson´un teması<br />
buydu, oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi; “Futility”yani “Nafile”<br />
ve “Titan Kazası”… Evet, yanlış okumadınız; Titan… Şimdi beraberce<br />
Robertson´un romanından bİr bölümü; “Titan”ın batış sahnesini okuyalım.</p>
<p>“Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay, kaptana haber verdi ve derhal makine<br />
dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi durmuyordu, hızını<br />
kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu.<br />
Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri duyuluyordu. Sonra<br />
buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan pervanelerin gayretiyle yan<br />
dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla yardımcılarının ç****iz bakışları arasında<br />
buzdağı Titan´ın sancak tarafına çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi,<br />
kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi<br />
birden yan yattı, buzdağı asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı, yara öldürücüydü<br />
çünkü uğursuz buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek, parçalamıştı.”</p>
<p>İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor…</p>
<p>Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap onu<br />
çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici<br />
kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın adı gibiydi<br />
yani “Boşyere” Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka bir gemi, asla<br />
batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanik, İngiltere’nin<br />
Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 yılında 14<br />
Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir<br />
buzdağı batmaz denen Titanik’in katili olacaktı. Yukarda okuduğunuz<br />
Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen gerçekleşti. Sadece o kadar mı?<br />
Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl önce yazdığı romanında daha neleri<br />
bilmişti; Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola<br />
çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı.<br />
Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 metre,<br />
Titanik 252 metreydi.</p>
<p>Daha da ötesi var;</p>
<p>Robertson´un romanındaki dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´<br />
de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz Titanik de<br />
14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına<br />
çarparak okyanusa gömüldü.<br />
Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson romanındaki<br />
gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve bu<br />
yüzden can kaybı büyük oldu.<br />
Sonra…Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. Aynen<br />
14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi… Robertson´un romanındaki Titan´da ise 1500<br />
kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi binmişti.</p>
<p>Aynı asla batmaz denen gemi,</p>
<p>Aynı yerden aynı yere yolculuk,</p>
<p>Aynı tarihte, aynı yerde kaza,</p>
<p>Aynı buzdağı ve aynı tür batış,</p>
<p>Aynı yolcu ve ölü sayısı,</p>
<p>Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar…</p>
<p>Bir kez daha okuyun ve düşünün…</p>
<p>İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000 ton<br />
ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu.<br />
Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu taşıyorlardı.<br />
Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e Avrupa´ nın sayılı<br />
zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi. Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su<br />
aldığını. Alarm verildiğini, filikaların indirilerek, önce kadınlar ve çocuklar<br />
bindirildiğini, yardım çağrıları yapılırken, Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin<br />
mensuplarnın birbirlerine ebediyen veda ederken, dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu<br />
kutup sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu.</p>
<p>Büyük kehanet farkedilmiyor…</p>
<p>Morgan Robertson başarılı olamadı, kitabı satmadı, daha sonra yazdıkları da ilgi görmedi. Bunalıma girerek, bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra yeni biröykü yazdı, bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de, denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi görmedi. Başarısız bir yazar olarak, Mart 1915´de bir otel odasında ayakta geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanik´ in batışından üç yıl sonra…Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi, yine kimse farketmedi ve hiç kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi.</p>
<p>Kimse onu anımsamadı, ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili araştırmalar yapılıncaya kadar… Morgan Robertson;Titanik batmadan 14 yıl önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı ? Raslantımıydı? O, başarısız bir yazar olarak tarihin karanlıkları arasında kayboldu, şimdi ise ruhu hatırlanmanın sevinci içinde olmalı… Kehanet sıradan bir iş değil, ve asıl gizem kendi yapısında, ne zaman ve nerede ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor; oysa gelecekte nelerin olacağı konusunda çevremiz sayısız ipucu dolu; yeter ki görmek için çaba gösterelim. Titanik´ in gizemi burada da bitmiyor. Biri daha var;</p>
<p>“Denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz…”</p>
<p>Kanada, Winnipeg´de Rosedale Metodist Kilisesi´ndeyiz, Rahip Charles Morgan bir pazar sabahı erkenden kalkmış, o günkü ayin için hazırlık yapıyordu. Okunacak ilahinin numarasını karatahtaya yazdı. Tüm hazırlıklarını bitirdikten sonra, ayine kadar biraz uyumak amacıyla odasına çekildi ve derin bir uykuya daldı. Birden kendini çok canlı ve etkin bir rüyanın içinde buldu. Karanlıkların içinde, dev bir kütle vardı, dalgaların sesleri duyuluyordu, çanlar çalıyor ve Rahip Morgan´ın çok uzun yıllardır işitmediği bir ilahi duyuluyordu. Rüya o kadar etkili ve rahatsız ediciydi ki, Morgan uyandı, ilahi ve çan sesleri kulağından gitmiyordu. Saatine baktığında, fazla zaman geçmemiş olduğunu gördü, rüyanın kötü etkisinden kurtulmaya çalışarak yeniden uyumaya çalıştı ve yeniden uykuya daldı. Rüya tekrar başladı, ilahi, çan sesleri, karanlık, dalga sesleri ve devrilen dev kara kütle. Morgan bu kez, panikle uyandı ve kendini boş kiliseye attı, karatahtaya giderek o bir türlü kulaklarından gitmeyen ilahinin numarasını yazdı. Ayin saati gelmişti, cemaat toplanıyordu, Rahip Morgan ilahiyi başlattı, notalar kilisede çınlarken, aynı anda binlerce mil ötede okyanusun ortasında aynı ilahi buzlu denizi çınlatmaktaydı; “Duy, Kutsal Baba, Sana denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz.” İlahi biterken, Rahip Morgan´ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Aynı günün sonraki saatlerinde, Rahip ilahiyi okudukları sırada Atlas Okyanusu´nun derinliklerinde büyük dramın yaşandığını öğrendi. O gün, 14 Nisan 1912´idi ve Atlantik´in kuzeyindeki buzlu sularda Titanik suların içinde yokolmuştu.</p>
<p>Titanik’de bir gariplik var…</p>
<p>Titanik battığında, ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide bulunuyordu.1892 yılında Stead hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu. Gazeteciliğinin yanısıra Stead, ölüm ötesi ve Spiritüaliizm ile yani Ruhçuluk’la da ilgileniyor, araştırmalar da bulunuyordu. O yıl yazdığı kısa hikayelerden birinin adı neydi biliyormusunuz? “Titanik” ve yine Titanik´den 20 yıl önce…YineTitanik´de olduğu gibi, Stead´ın hikayesindeki Titanik´de bir buzdağına çarparak batıyordu. Ve Stead´ın yazdığı hikayede, Stead kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek Titanik batarken, o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead´ ın gerçekten kendisiydi. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü kurtulamayacaktı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından yazılmıştı. O anda Stead ne düşünmüştü? 20 yıl önce yazdığı hikayeyi düşünüp, kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz…</p>
<p>Biri daha var. Ama çok daha sonra; 1935´ de… William Reeves adlı bir denizci bu; İngiltere´den Kanada´ya giden “Titanian” adlı kömür yüklü buharlı gemi; soğuk bir Nisan gecesinde Kuzey Atlantik´de seyrediyordu. Bütün denizcilerin ezbere bildikleri o uğursuz yere; Titanik´in battığı noktaya varmışlardı. Reeves, güverteden denize bakarak yıllar öncesindeki olayları düşlüyordu. Ve o gün Reeves ´in doğum günüydü, olabilir ama Reeves´ in doğduğu tarih çok önemliydi, çünkü Reeves 14 Nisan 1912´ de doğmuştu. Yani Titanik´in battığı günde. İşte tam o günde; Titanik´in battığı günde Reeves doğum gününü; Titanik´ in battığı yerde kutluyordu. Ve birşey oldu… Reeves birden, suların kaynaştığını ve dev bir buzdağının geminin yolu üzerinde belirdiğini gördü. Tam o anda da, köprüden alarm verildi. Uzaklık yeterliydi. Mürettebat gemiyi zamanında durdurdu, buzdağının yanından geçeceklerdi ama olmadı… Çünkü bir saat içinde çevreleri; yüzlerce buz kütlesi tarafından sarıldı. Artık hareket etmelerine imkan yoktu. Reeves ve arkadaşlarının içinde bulundukları Titania adlı gemiyi, ancak 9 gün sonra yetişen buz kırma gemileri kurtardılar. Neden? Buzdağları o korkunç gecenin yıldönümünde, bir grup denizcinin orada bulunmasını mı istemişlerdi ?</p>
<p>Evet… İnanılmaz ama gerçek zira Titanik´ in gizemi şaşırtıcı. Titanik şimdi okyanusun derinliklerinde uyuyor sadece bir kez ziyaret edildi. 1 Eylül 1985´de Amerikalı ve Fransız uzmanlardan kurulu bir sualtı ekibi onu buldu ve görüntüledi. Morgan Robertson; Titanik batmadan 14 yıl önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı, raslantımıydı? William T. Stead 20 yıl sonra içinde öleceği geminin adını ve kendisinin de içinde bulunduğu öyküsünü, hangi raslantı sonucunda yazmıştı? Titania adlı gemiyle, Titanik´in battığı günde doğan ve doğum gününde Titanik´in battığı yerde bulunan Reeves´ in buzdağları tarafından 9 gün hapsedilmesi de raslantımıydı? Düşünür Voltaİre diyor ki; “Belki de raslantı dediğimiz şey; belirli bir şeyin bilinmeyen nedenidir…” Robertson, Stead ve Reeves bizim gibi birer insandılar. Bizler gibi normal ama bilinmeyen yönleri olan insanlar. Her insan gibi… Ve siz de; bilinmeyen raslantılarla her an karşılaşabilirsiniz…</p>
<p>Titanik´den sesler;</p>
<p>Kazadan kurtulanların anıları;</p>
<p>“Kazadan bir gece önceydi, karım başıma Titanik´in sahibi olan White Star Şirketi´nin ambleminin bulunduğu kepi giydirdi, güvertedeydik ve tam o anda gökde bir yıldız parçalara ayrılarak dağıldı. Karım bundan hiç hoşlanmadığını söyledi. ”</p>
<p>Kamarot Arthur Lewis</p>
<p>“Babam heyecanlı, annem moralsizdi ve hayatımda ilk kez onun ağladığını gördüm. Umutsuzdu ve birşeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu. Yedi yaşındaydım ve daha önce hiç hiç gemi görmemiştim. Çok büyüktü, herkes çok heyevanlıydı, kamaraya indik, babam anneme yatmasını ve sakinleşmesini söyledi ama annem bütün gece oturdu, ta ki kazaya kadar ve sadece ben kurtuldum. ”</p>
<p>Eva Hart</p>
<p>“Woolston´da yaşıyorduk, okul öğleyin tatil edildi ve Titanik´in limandan ayrılışını görmeye götürüldük. Öğretmenimiz başımızdaydı, sonra Titanik yavaş yavaş iskeleden ayrılmaya başladı; bu onu son görüşümüzdü, Southampton sularında gittikçe uzaklaşıyordu. Yanımda yaşlı bir adam vardı, eliyle iyi şans işaretleri yaptıktan sonra başını salladı, sonra yüksek sesle hiç umut olmadığını söyledi.”</p>
<p>Lois Brown Jacobs</p>
<p>Nasıl battı?</p>
<p>Titanik nasıl battı? O kadar çok kuram var ki; bunların en yenilerinden bir tanesi kasıtlı batırıldığı yolunda; tabii ki sigorta parası için. Ama buzdağının nasıl gemiye çarptırıldığının cevabı yok, yanlız ilginç iddialar ortaya atılıyor. Titanik´in Kuzey Atlantik´in derinliklerinde yattığını hepimiz biliyoruz. Buzdağı, gemiye sancak tarafından çarpmış ve çelik levhaları yarmıştı. Ünlü tiyatrocu Thomas Andrews gemi batarken ön tarafta bulunan beş su geçirmez kamaranın birisindeydi. Çarpmanın hemen ardından kamaralara buzlu deniz suyu dolmaya başladı. Aslında kamaraların sadece birisi delinmişti ama su kolayca diğerlerine de geçti, Andrews olayın tanığıydı yani su geçirmez denilen kamaralar su geçiriyordu. Aynı şey su geçirmez denilen alt bölümlerde de oldu ve Titanik bu yüzden kolayca battı. Jack Thayer, Titanik´in batmadan evvel su yüzeyindeyken iki bölündüğüne inanıyor ve anlatıyondu ama çok kişiye göre kaza böyle olmamıştı fakat 1985´de</p>
<p>Dr. Robert D. Ballard, Titanik´i okyanusun dibinde iki parça olarak buldu. Ballard ve ekibi Titanik´in pruvasından kırıldığını belirledi çünkü yara alınca gerilime dayanamamış ve denizden evvel içeri dolan sert havanın basıncıyla ikiye bölünmüştü. Bugün iki parça birbirlerinden yarım kilometre uzaklıkta ayrı yönlerde duruyor.</p>
<p>Titanik´in batış nedeni söylenceleri az değildir;</p>
<p>* Titanik, kardeşi Olympic´le beraber sigortalanıp, ikisi de kasıtlı mı batırıldı?</p>
<p>* Mürettebat ve Kaptan Smith sarhoş muydular?</p>
<p>* Gemi subayı Murdoch, neden kendini öldürdü?</p>
<p>* Kaptan Smith´in de intihar ettiği, telsizle gerçekten bildirilmiş miydi?</p>
<p>* Niçin görevliler dürbünle çevreyi gözlemediler? Oysa bu yapılsaydı, buzdağı çok önceden görülebilirdi.</p>
<p>* Titanik buzdağını son anda görüp dönmeye çalışırken, önce kıçından sonra da önünden iki defa mı yara aldı.</p>
<p>* Su geçirmez bölmeler neden açıktı?</p>
<p>* Söylendiği gibi Californian adlı gemi veya bilinmeyen bir diğer gemi, Titanik´i batarken görmesine rağmen yardıma gelmedi mi? Kurtulanlardan birçok kişi, bir geminin ışıklarını gördüklerine dair yeminler ediyorlardı.</p>
<p>Bunları biliyor musunuz?</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Bazı yolcuların köpekleri güvertede bulunan köpek kulübelerindeydi. Bunlardan birisinin değeri 750 £´du ve 1912 yılında bu miktar çok büyük bir paraydı. Bugünkü değeri 300.000 £ olarak hesaplanıyor.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… İkinci Dünya Savaşı sırasında, adı “Titanic” olan bir propaganda filmi yapıldı. Gemide gizli olarak bulunan bir Alman subayının hikayesiydi.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Yolcuların bazıları, gemi batmadan biraz evvel, jimnastikhanede bisiklete biniyorlardı.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Titanik´in birinci sınıf kamaralarının ve dinlenme salonunun bazı pencereleri ve kepenkleri, İngiltere Alnwick´de bulunan White Swan Oteli´nden alınmıştı.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Titanik´den kurtulan gemi subaylarının ve mürettebatın hiçbirisi yaşamlarının kalanında mesleklerini sürdürmelerine rağmen asla kaptan olamadılar.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Titanik, Southampton´dan ayrıldıktan hemen sonra kömür depolarında yangın çıkmış ve söndürülmüştü.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Kurtulanlardan birisi olan gemi subayı Murdoch, gemi batmadan evvel intihar etti, aslında elindeki tabancayla kalabalığın filikalara hücüm etmelerini engellemekle görevliydi.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Gemi batmaya başladıktan sonra uzaklaşan ilk cankurtaran filikasında sadece 28 kişi vardı, oysa filika 64 kişilikti.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Titanik limandan ayrılmadan evvel demirlerini alırken, çıpaların birisi yakınındaki bir geminin iplerine takıldı ve neredeyse onu batırıyordu ve geminin adı Titanik´in asla göremeyeceği limanın adıydı; “New York”</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Faciadan hemen sonra, New York´da bir söylenti yayıldı; Titanik´in batış nedeni bulunmuştu çünkü kargonun konulduğu yerin gizli bir bölmesinde demir kafesli bir sandığın içinde bir lahit vardı. Lahit ve içindeki Mısır kralının mumyası, ABD´de gizlice satılmak üzere eski eser kaçakçıları tarafından gemiye yüklenmişti. Mısır inançlarına göre bu hırsızlık, tanrılara karşı bir hakaretti ve Anubis´in kudreti buna izin vermezdi. Tanrılar Titanik´i batırdı ve mumya denizin dibini boyladı. Belki… İki yıl sonra, söylenti yine başladı ama bu kez farklıydı; mumya batmadan evvel kaçırılmıştı yani gemide bulunan kaçakçılar veya kaçakçı gemicilere rüşvet vererek, mumyayı ambardan çıkarttırmış ve bir filikaya yükletmişti. Ve şirketin subaylarından birisi bu öyküyü onaylıyordu. Sonra kaçakçı rüşvet vermeye devam ederek, mumyayı Carpathia gemisine yüklemeyi de başararak, New York´a getirdi. Ama şansı orada sona erdi, satış yapılamadı, kimse mumyayı almıyordu. Kaçakçılar mumyayı geri götürmeye karar vererek, bu kez Empress Of Ireland adlı gemiye yüklediler ve Empress Of Ireland´da battı ama mumya yine kurtarıldı ve Ameriya´ya geri döndü. Sonuncu kez yine bir gemiye yüklenerek, yola çıkarıldı ama kader kararından dönmüyordu. Üçüncü gemi de torpillenerek batırıldı. Geminin adı Lusitania´idi. Kimliği bilinmeyen gizemli firavun sonunda huzura kavuşmuştu.</p>
<p>* Biliyor muydunuz… Titanik mitleri neredeyse sonsuzdur. Örneğin Kaptan Smith´in bir bebeği kurtararak, bir filikaya kadar yüzerek götürdüğü ve sonra yine yüzerek geriye döndüğü ve gemiyle beraber battığı anlatılır. Weekly World News gazetesine göre olay gerçektir. Titanik´de bulunan altınların ve mücevherlerin miktarı bilinmiyor zaten kargo kesin olarak belgelenmemişti; ama gemide kesin olarak bulunan Ömer Hayyam´ın el yazması mücevher işli “Rubaiyat”ı büyük kayıptı. Kargo listesinde, bir de yeni Renault otomobil vardı,</p>
<p>Kim uğursuzdu?</p>
<p>İki gazeteci olan John Eaton ve Charles Haas´a göre, mumyanın kaderini paylaşan gerçek birisinden söz ediyorlar; adı Frank “Lucky-şanslı” Tower. Tower, belki de gezegenin en uğursuz denizcisiydi. İlk önce Titanik´de ateşçiydi, kazadan yüzerek kurtulmuş ve ölümü atlatmıştı sonra o da Empress of Ireland´ın mürettebatına katıldı ve o da battı, Tower bu kez çok zor kurtulmuştu. En son işini bulduğunda mutluydu ama bu uzun sürmedi, Lusitania´da iş bulmuştu, gemi ayaklarının altında sulara gömülürken Tower haykırıyordu; “Şimdi zamanı geldi mi?” Bu öykü iki gazeteci tarafından anlatılmasına ve Ripley´in ünlü “İster inan, ister inanma” külliyatında yer almasına rağmen, tarihçiler tarafından onaylanmadı; tarihçiler üç geminin mürettebat listesinde bu isimde birisinin bulunmadığını söylüyorlardı. Ripley ise, gemicinin adının farklı olduğunu söylerek, işin içinden sıyrıldı; peki üç gemide de aynı isimli biri var mıydı? Evet, bir değil, birkaç kişi vardı ama bunların aynı kişiler olup olmadığı asla anlaşılamadı. Fakat bunlardan birisinin öyküsü kesin gerçekti; Aslında Titanik´in kamarotlardan Violet Jessup, White Star Gemi Şirketi´nin gerçekten de lanetli kişisidir. Genç kadın, önce şirketin Olympic gemisindeydi, geminin Hawke şilebiyle çarpışıp batmasından kurtuldu, sonra Titanik´de de hemşire asistanı olarak görevlendirildi ve yine kurtuldu. Violet, Şirketin üçüncü gemisi olan Britannic´de görevini yaparken son yolculuğuna çıkmıştı. Violet´in kaderi White Star Şirketi´nin gemileriyle aynıydı…</p></div>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=2108" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=2108&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/titanigin-inanilmaz-sirri-neydi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hikaye: Hayalet Otostopçu</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/hikaye-hayalet-otostopcu.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/hikaye-hayalet-otostopcu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 13:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=2082</guid>
		<description><![CDATA[Adamın biri, bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, “Gece yarısı böyle ıssız bir yerde napıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?” demiş. Kız, “Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2083" title="track_ghost25" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2009/12/track_ghost25.jpg" alt="track_ghost25" width="400" height="300" /></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: 8pt;">Adamın biri, bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, “Gece yarısı böyle ıssız bir yerde napıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?” demiş. Kız, “Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz?<span id="more-2082"></span></span></span></p>
<p><span id="more-15"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: 8pt;"> Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam” diyerek arka koltuğa oturmuş. Kızın üzerinde cicili bicili, hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş. Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş, “İşte geldik küçük hanım” diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabii. Hemen arabasından inip evin kapısını çalmış. Beyaz saçlı, çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmış kapıyı. Adam heyecanla, “Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde…” Yaşlı kadın adamı susturmuş, “Biliyorum, biliyorum” demiş, “Sonra da ortadan kayboldu dimi? Bu başımıza ilk defa gelmiyor. Her cumartesi akşamı aynı şey olur…” Meğer kız bir cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindeki kızın fotoğrafına ilişmiş. Evet, kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış..</span></span></p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=2082" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=2082&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/hikaye-hayalet-otostopcu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hikaye: Saraydaki Felaketler Zinciri!</title>
		<link>http://www.inanilmaz.net/hikaye-saraydaki-felaketler-zinciri.htm</link>
		<comments>http://www.inanilmaz.net/hikaye-saraydaki-felaketler-zinciri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 13:33:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inanilmaz.net/?p=2078</guid>
		<description><![CDATA[İtalya Kralı’nın oğlu 30 Mayıs 1867’de bi dükün kızıyla evlenecekmiş. Düğün için şenliklerin başladığı gün inanılmaz trajik olaylar zincirinin de başladığı tarih olmuş. Efsaneye göre, kraliyet ailesi bu olayları uzun süre halktan saklamış. Çünkü “sarayın etrafında uğursuzluk var? söylentisinden çekiniyorlarmış. Önce, gelinin giysilerinden sorumlu olan hizmetçi kendini asmış. Ardından, düğün alayını saraydan kiliseye götüren gruba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2079" title="saray" src="http://www.inanilmaz.net/wp-content/uploads/2009/12/saray.jpg" alt="saray" width="400" height="300" /></p>
<p>İtalya Kralı’nın oğlu 30 Mayıs 1867’de bi dükün kızıyla evlenecekmiş. Düğün için şenliklerin başladığı gün inanılmaz trajik olaylar zincirinin de başladığı tarih olmuş. Efsaneye göre, kraliyet ailesi bu olayları uzun süre halktan saklamış. Çünkü “sarayın etrafında uğursuzluk var? söylentisinden çekiniyorlarmış.<span id="more-2078"></span></p>
<p>Önce, gelinin giysilerinden sorumlu olan hizmetçi kendini asmış. Ardından, düğün alayını saraydan kiliseye götüren gruba liderlik eden komutan, güneş çarpması sonucu fenalaşıp hastaneye kaldırılmış, ancak kurtarılamamış.</p>
<p>Bu arada, kızın çeyizini saraya getirmişler. Sarayın kapısı uzun süre açılmamış. Kapıdan sorumlu olan görevli kan gölünün içinde yatar halde bulunmuş. Allahtan nikah kıyılırken ölümler durmuş ama rahip, “Sizi karı-koca ilan ediyorum�? der demez kilisenin içinde bi silah sesi yankılanmış ve Kraliyet Muhafız Alayı’ndan bi asker yanlışlıkla kendini vurmuş. (üstelik kafasından)</p>
<p>Gelinle damat nikahtan sonra kraliyet ailesinin balayı yaptığı bölgeye gidecekmiş. Düğün alayı tren garına doğru yola çıkmış. Genç çiftin olduğu arabada resmi nikah işlemlerini yapan memur da varmış. Bi ara arabanın tekerleği çukura düşünce adam kafasını hızla cama çarpmış ve bayılmış. (Bilmiyoruz ama kesin ölmüştür) Bu arada, kraliyet trenini hazırlayan gar şefi kendini lokomotifin altına atarak intihar etmiş.</p>
<p>Kral Victor Emmanuel, bu trajik olaylara son vermek için gelinle damadın balayı köşküne gitmeyip, saraya dönmelerine istemiş. Çünkü oğlu ve yeni gelininin bu uğursuz günleri sarayda, güven içinde geçirmelerinin daha iyi olacağını düşünmüş. Ancak düğün alayı saraya doğru giderken Castiglione Dükü atından, taze çiftin olduğu arabanın altına düşmüş. Dükün ceketindeki madalyalardan biri yanağından içeri girerek ölümüne yol açmış.</p>
<p><a href="http://www.inanilmaz.net/?ibsa=share&id=2078" id="share-link-">Paylaş</a></p><img src="http://www.inanilmaz.net/?ak_action=api_record_view&id=2078&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inanilmaz.net/hikaye-saraydaki-felaketler-zinciri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

